Başlangıç Noktası Göbeklitepe

Güncelleme: 23 Eylül 2020 Kategori: Şehirler ve hikayeleri
0 23 Eylül 2020

Hakkındaki tanıtım metinlerinde insanlık tarihinin köklerini değiştiren yer, uygarlığın beşiği, gizli cevher Göbeklitepe  Örencik Köyü yakınlarında bulunuyor. Mimari açıdan pek kalıntı rastlanmasa da geçmişin izlerini eşelenmeye başladığı bir gerçek. 

Göbeklitepe Tarihin Sıfır Noktası mı?

Şanlıurfa’ya 18 kilometre uzaklıktaki Örencik Köyü yakınlarında 1963 yılından beri yapılan kazılar neolitik bir yerleşim alanı olarak geçiyordu. Fakat 1994 yılından sonra kazı alanında bulunanlar bu tanımlamayı değiştirdi. 

Elde edilen bulgular tarihi 12 bin yıl öncesine götürüyordu. İşin başında höyük olarak kabul edilen ve çapı 30 metreyi geçen alan 12 bin yıl boyunca dokunulmadan kalan bir tapınak gibiydi. Artık meşhur olan T biçimli taş sütunların üzerindeki sade çizimli hayvan kabartmaları ve sütunların yerleşimindeki mimari ölçümlemeler burada yaşayanların zamana göre gelişmiş bir bilgi birikimine sahip olduğunu ispat ediyordu. Göbeklitepe şimdi tarihin sıfır noktası olarak kabul ediliyor. 

Nasıl tasarlandığı hala merak konusu olan bu yer Mısır Piramitleri’nden bile 7500 yıl öncesini işaret ediyordu. Son yılların en büyük arkeolojik keşfi olduğu bilim çevrelerince onaylanmıştır. Bu keşiften önce tarihin ilk mabedi Malta Adası’ndaki 5000 yıllık bir tapınaktı.  

Tapınaklar Kültürel İşaretlerdir

Sadece bir ibadet yeri olmayan tapınaklar dönemin kültürel birikimini de anlatır. Göbeklitepe’deki T biçimli motifli sütunların insanı tasvir ettiği düşünülüyor. Fakat tarihçilerin üzerinde önemle durduğu esas konu eski avcı toplayıcı toplulukların tarımı öğrenerek yerleşik hayata geçtiği tezine karşı olarak Neolitik insanların neden önce bir tapınak inşa ettikleri. Çünkü böylesi yapılar en azından düzenli bir topluluk yaşamını gerektirir. Bugün “Belki de bilinen tam tersiydi” diyor arkeologlar. “Bu ilkel kabileler belki de önce böylesi bir inanç kültürünün etkisiyle yerleşik hayata geçtiler. Mabetlerinin çevresinde kalmak istediler ve tarımı sonradan öğrendiler. Nitekim Örencik çevresinde bulunan yabani buğday kalıntıları da bu görüşü destekler vaziyettedir. Aynı zamanda bu ilkel kabilelerin bir çeşit birayı yapabildiklerini de ortaya çıkmıştır. 

Göbeklitepe tarihin başlangıcını değiştirmiş olabilir ama abartmamak da gerek. Orası insanlığın yarattığı büyük resmin bir parçası” diyenler ise tarihi sevenlerin gözünde daha haklı gibi duruyorlar. Tapınak zemininin su geçirmez yapıda olduğu ilgi çeken bir başka husus olarak karşımıza çıkıyor. Göbeklitepe’nin aynı zamanda bilinçli bir şekilde kapatıldığı da doldurulma biçiminden çıkan sonuçlar içinde. Bütün bunlar düşünüldüğünde Göbeklitepe esrarını bugün bile koruyan bir alan. Neden gömüldü sorusunun yanıtı yok. Ve tabii ki bu durum gizemli tarih hikayelerinin yaratıcıları için bulunmaz kaynak oluşturdu. Uzaylılar bile işin içine girdi. Meraklıysanız popüler internet sitelerinde bu çeşit görüşleri okuyabilirsiniz. Fakat zaten efsanelerle dolu olan bu yörenin etkilerine fazla kapılmadan Göbeklitepe’yi Anadolu’nun kültürel değerleri içinde kabul etmek ve topraklarımızın değerini bilmek şüphesiz alınacak en iyi tavır olacaktır. 

Şimdilerde Göbeklitepe

Bugünün Göbeklitepe’si artık özel çatı korumalarıyla koruma altına alınmış, dünya kültürel miras listelerine dahil edilmiş, çok özel bir arkeolojik alandır ve Güneydoğu Anadolu’ya düzenlenen turistik turların vazgeçilmez gezi duraklarından birisidir. 

Burası beyaz kireç taşından oluşan çıplak arazide kahverengi bir tepe görünümündedir. Etrafını tamamen Urfa ovaları çevreler. Höyük ve çevresinin toplam alanı 90 dönümü bulmaktadır. Kazıları ilk başlatan Alman arkeolog Prof. Klaus Schmidt’in de dikkatini önce bu renk ve yükselti farkı çekmiş olmalı. Hocanın 20 yılını bu kazılarda geçirdiği ve 2014 yılında kalp krizinden öldüğünü de saygıyla hatırlamak gerekiyor. Truva hazinelerini kaçıran arkeologun aksine Prof. Klaus Schmidt hayatı boyunca Göbeklitepe’yi tanıtmak için uğraştı. 

 
  • Beğenenler
Cevapla
Cevaplar yükleniyor..