Boğaz Mimarisi’nin Uç Kuşağı

Güncelleme: 22 Kasım 2020 Kategori: Mimarlar ve hikayeleri
0 22 Kasım 2020

Dolmabahçe’den Beylerbeyi’ne, Sarayburnu’ndan Çırağan’a kadar uzanan eserler serisi ile boğazı bir baştan diğer başa süsleyen Balyan Ailesi için söylenecek çok söz vardır. Altı asır süren Osmanlı egemenliğinde iki asır Balyan Ailesinin eserleri iz bırakmıştır. 100 ü aşkın eserle İstanbul bugün Balyan Ailesinin olağanüstü imzasını taşımaktadır.

Birinci Kuşak Balyan’lar

Kayseri’den İstanbul’a uzanan yolculukta Balyan Ailesi üç kuşak boyunca dededen toruna mimar olarak Osmanlı Sarayına hizmet etmiştir. Sarayın ilk mimarı Kirkor “Amira” Balyan’dır (1764-1831). Onu takip eden ve sarayda yer bulan diğer Balyan Kirkor Balyan’ın kardeşi Senerekim Balyan (1768-1833) olmuştur. Bu iki kardeş Beylerbeyi Sarayı, Beşiktaş Sarayı, Valide Sultan Sarayı gibi eserleriyle büyük ölçüde dikkatleri çekmiş ve sarayın beğenisini kazanmışlardır.

İkinci Kuşak Balyan’lar

İkinci kuşak Garabet “Amira” Balyan (1800-1866) ile devam eder. Kirkor’un oğlu olan Garabet Balyan’ın en önemli eseri kuşkusuz en büyük oğlu Nigoğos Balyan (1826-1858) ile birlikte yaptıkları Dolmabahçe Sarayıdır. Ayrıca üçüncü kuşak Balyan’ların babası yine Garabet “Amira” Balyan’dır. II. Mahmud ve Abdülmecid Han devirlerinde, yâni Tanzimat döneminde hizmet veren Garabet Balyan dört oğluyla birlikte Osmanlı mimarisi adına gerçekten de büyük bir mirasın babası olmuştur.

Üçüncü Kuşak Balyan’lar

Üçüncü kuşak Balyanlar arasında öne çıkan isim ise Sarkis Balyan’dır (1835-1899). Kendisine Sultan Abdülhamid tarafından “sermimar-ı devlet” unvanı verilmiştir. Abdülhamit Han kendisine o kadar güvenmiştir ki, Osmanlı devletinin baş mimarı ilan edilmiştir. En önemli eserleri arasında Çırağan Sarayı gösterilebilir. Aslında o kadar çok eser bırakmıştır ki o günün teknolojisine ve yaşadığı 64 yıla bakarak bunca eseri hangi zaman içerisine sığdırdığını düşünmeden edemeyiz. Akaretler’de bulunan ünlü 138 daireli evler de yine kendisinin eseridir. Sadece saray değil birbirinden farklı eserleri de inşa edebilmesi kendisinin ne denli yetenekli olduğunu ve baş mimarlık unvanını sonuna kadar hak ettiğini gözler önüne sermektedir. Ancak II. Abdülhamit döneminde Avrupa’ya sürgün edildi ve 15 yıl sürgün hayatı yaşadı.

Diğer kardeşler ise sırasıyla Hagop Balyan (1838-1875) ve Simon Balyan’dır (1846-1894). Onlar da aynı şekilde ailenin ele aldığı tüm projelerde yer almış ve mimari açıdan eserlere büyük katkı sağlamışlardır. Özellikle Simon Balyan gerçekleştirdiği suluboya taslaklarla bilinir. Gerçekleştirilen projelerin tamamını suluboya olarak hazırlamış ve tasarımların canlılığını ortaya çıkarmıştır. Ailenin bu dört üyesi de mimarlık eğitimini Paris’te École des Beaux-Arts’ta tamamladılar.

Mimari Üslupları

Balyan Ailesi ve mimarî eserlerine dair, Osmanlı Mimarisi’nin özünden kopuşuna yol açtığı yönünde eleştirilerin de olmasına karşın, Osmanlı’nın klasik dönem mimarî üslûbu ile Batı ve Türk mimarlık sanatının unsurlarını harmanlayarak “Türk Barok mimarîsi” denilen eklektik bir üslup yaratmışlardır. Özellikle Beylerbeyi ve Dolmabahçe saraylarında bu etki gözle görülmektedir.

Aile Kabirleri

Balyan Ailesi’nin Bağlarbaşı Surp Haç Ermeni Mezarlığı’ndaki aile mezarlığı, 2016 yılında yeniden inşa edildi ve anıt mezar 1 Ekim 2016 tarihinde açıldı. Anıt mezarın tasarımını yapan mimar Tavit Aynalı, bu eserde Garabed “Amir” Balyan tarafından inşa edilen Beşiktaş Surp Asdvadzadzin Kilisesi’nin sunak bölümünden “alıntı” yaptığını belirterek usta mimarların eserlerini yad etmiştir. Bir döneme damgasını vuran bu Ermeni mimarlar Osmanlı’nın çalkantılı son dönemlerinde sürgüne bile gönderilmiş ve bir dönem “İtalyan Balyani” olarak anılmaları sağlanmıştır. Tarihin bu önemli ailesi özellikle İstanbul’da bizi hayran bırakan görsel şölenleriyle daima hatırlanacaklardır.

 
  • Beğenenler
Cevapla
Cevaplar yükleniyor..