Endülüs Mimarisi

Güncelleme: 3 Aralık 2020 Kategori: Yapılar ve hikayeleri
0 3 Aralık 2020

Endülüs mimarisi İspanya’nın güneyinde Cordoba şehrini ziyaret edenlerin hayanlıkla seyrettiği görsel bir şölen gibi karşılar insanları. Dönemin en zengin ve sanatsal anlamda da başarılı ve zevkli figürlerini mimariye katmış, Avrupa’da birçok sanatçıya ilham vermis Endülüs’lü mimarların izleri hala büyük ölçüde sergilenmektedir.

Mimari eserlerin dışında fildişi, ahşap oymacılığı ve seramik işçiliğinde de önemli eserler bırakan Endülüs Sanatkarları üstün nitelik ve mükemmellikleriyle yaptıranların da sanata karşı olan sevgilerini ve koruyucu özelliklerini yansıtmaktadır.

Endülüs İslam Sanatı

Endülüs, klasik İslam sanatı dışında kendisine has bir tarza da sahiptir. Örneğin Cordoba’da bulunan ve “Mezquita” olarak adlandırılan Kurtuba Camisi klasik islam mimarisinin çok ötesinde bir yere sahiptir ve tam anlamıyla orijinal bir sentezin ürünüdür. Bu sentez, Endülüs Emevilerinin İslam coğrafyasının en uzak noktada, Hristiyan bir toplumla iç içe yaşaması ve Endülüs hükümdarlarının açıklığı ile ortaya çıkmıştır.

1. Emevi Mimarisi (756-1031)

İspanya’daki Müslüman kimliğinin en görkemli eserlerinin meydana getirildiği dönemdir. Endülüs’ün mimarisi tamamen kendine has özelliklere sahiptir ve Şam özeliklerinden aryılır. İspanya’nın geçmişinden gelen mirası da özümseyen bu mimari, yeni bir anlayışın ifadesidir. Kurtuba Ulucâmii (el-Mescidü’l-Kebîr), Medînetüzzehrâ Sarayı ve Rusâfe Sarayı bu dönemim en önemli yapılarıdır.

2. Mülûkü’t-Tavâif Mimarisi (1031-1090)

Büyük kargaşa döneminde ortaya çıkan parçalanma sonrası emirliklere dönüşen Endülüs devleti Hıristiyan krallıklarla mücadele halinde olduğu bu dönemde daha çok koruma ve saldırma duygusu üzerine kurulu askerî bir özellik taşır. Meriye Kalesi, Caferiye Sarayı gibi yapılar bu dönemde inşa edilmiştir.

3. Mağribî (Murâbıt ve Muvahhid) Mimarisi (1090-1229)

Beyliklere bölünmüş durumdaki Endülüs üzerinde denge ve birlik kurmayı başaran bu iki hanedanın hakimiyeti altında Fas’a bağlanan ülkenin sanatı da aslen Mağribli olan hükümdarlarının sanat anlayışına tabi olmuştur. Ancak günümüzde neredeyse geriye eser kalmamıştır.

4. Nasrî (Benî Ahmer) Mimarisi(1231-1492)

Bu dönem mimarisi de yine belirgin bir askeri nitelik arz eder. Askerî binalar ve kaleler, Elhamrâ Saray kompleksinde olduğu gibi hem savunma hem de sanat zevkinin doğal uyumlu bir kaynaşması niteliğindedir ve çok da güçlü yapılardır. Bu tip askerî yapılardan biri Mâleka (Malaga) Kalesidir. Dönemin en meşhur eseri ise Elhamrâ Sarayı’dır.

5. Mudejar (Müdeccen) Mimarisi

Endülüs mimarları, özellikle son dönemlerde Hıristiyan krallara da hizmet vermişlerdir. Müslüman ve Hıristiyan ustaların birlikte meydana getirdikleri, İslam Sanatının Hıristiyan Sanatına uygulanmış biçimi olan bu üsluba Mudejar (Müdeccen) adı verilmektedir.

Endülüs Etkisi

İspanya’da hüküm süren Endülüs Emevi Devleti’nin ardından, Avrupa mimarisi ve sanatı da büyük ölçüde etkilenmiştir. Figürel yapısı, tasarım şekilleri, mimari çizgileri ve motif zenginliği ile özellikle Mudejar dönemin ardından 17. Yüzyıla kadar etkisini devam ettirmiştir.

Endülüs Mimarisi bu başarısını elbette farklı kültürel ortamların içindeki sosyal anlayışından ve yenilikçi hükümdarlarının sanata ve bilime karşı olan isteğinden almıştır. Bunun yanı sıra ortaya çıkan bu kendine has özelliği sayesinde günümüze kadar gelebilmiş büyük mirasın yaratıcıları olmuşlardır.

Farklı kültür ve inançlara sahip toplumların içinden çıkan bu sentez günümüz dünyasına da ışık tutmaktadır. Geleneksel çizgilerin de evrilebilir olduğunu, her türlü tasarımın keskin kurallara bağlı olmadan da ortaya çıkarılabileceğinin en net örneklerinden birini işaret eder. Bu anlayışla Endülüs mimarisi ve sanatı halen ilham kaynağı olmakla beraber cesaret verici etkisiyle bizleri karşılamaktadır.

 
  • Beğenenler
Cevapla
Cevaplar yükleniyor..