Lale Devri Mimarisi

Güncelleme: 3 Mayıs 2021 Kategori: İlginç bilgiler
0 3 Mayıs 2021

Lale devri mimarisi önemi hakkında oldukça dikkat çekici unsurlar yer almaktadır. Avusturya ile yapılan ve antlaşmayla sonuçlanan savaşın ardından 1718 yılında Sultan III. Ahmet saltanatında yeni bir dönem başladı.

Bu dönemin rehavet olarak algılanması ve sarayın gerçekleştirdiği harcamaların normal boyutları aşması sonucunda ise Patrona Halil İsyanı’yla 1730 yılında da sona erdi. Uzun süre Lale Devri olarak algılanmayan dönem Namık Kemal ve diğer edebiyatçıların “Lale Devri” olarak lanse etmesiyle bu isimle anılmaya başladı. Dönem kısa sürmesine rağmen oldukça ilgi çekiciydi. 

 Lale Devri Mimarisi ve Geç Dönem Mimarideki Önemi

Osmanlı geç dönem mimarisinde sosyal alanlarda gerçekleştirilen yenilikler ve batılılaşmaya yönelik eğilimleriyle dikkat çekmektedir. Geç dönem mimarisi olarak adlandırılan ve zamanın batılılaşma akımlarını takip eden yıllarda oldukça büyük bir harcama ve gösteriş merakı içermesi dikkat çekti.

Savaşın ardından Anadolu’da ve balkanlarda halkın acı çekmesine rağmen aşırılık olarak görülen mimari gelişmeler halkı isyana kadar götürmüştür. Nihayetinde Patrona Halil liderliğinde başlayan isyan dönemin sonunu getirmiştir. Ancak dönemde gerçekleşen erserler halen günümüze kadar gelmiş bulunmaktadır. Mimari ve sanat konularındaki batılılaşma dönem mimarisini de büyük ölçüde etkilemiştir. Özellikle III. Ahmet çeşmesi Lale Devri anıtı gibi sayılmaktadır. 

Lale Devri Mimarisi Eserleri ve Özellikleri

Lale devri mimarisi dönemini kapsayan eserlerin başında elbette III. Ahmet çeşmesi yer almaktadır. Hem zengin motif içeriği hem de gösterişli yapısıyla halen Topkapı Sarayının girişinde orijinal yapısını koruyarak durmaktadır. Çeşme, Osmanlı klasik mimarisine taban tabana zıt sayılan Rokoko tarzında inşa edilmiştir.

Bu eserin de ötesinde artık günümüzde kalıntılarına bile rastlayamadığımız ünlü Sadabad Kasrı Rokoko ve Barok mimarisinin Osmanlı mimarisine girişinin ve aynı zamanda geç dönem mimarisinin işaretlerini taşımaktadır. Üskdar Valide Sultan camii, Çorlulu Ali Paşa medresesi ve sebiller, çeşmeler, mesire alanları bu dönemde inşa edilmeye başladı. Bu geç dönem Osmanlı mimarisinin başlangıç adımları olarak anılmaktadır. XVIII. Yüzyıl ile başlayan dönemin ilk filizlerinden biri olarak anılan Lale devri ise adını taşıdığı Laleleriyle ayrıca bir üne kavuşmuştur. Dönemin tüm sanatsal ve mimari figürlerinde lale oldukça büyük yer kaplamaktadır.

Hem tasavvufi hem de mana değeri ile büyük bir önem taşıyan Lale dönem içerisinde oldukça büyük izler bırakmıştır. Bu nedenle de yıllar sonra edebiyatçıların dönemi “Lale Devri” olarak adlandırmasında yer edinmiştir. 

Lale Devri’nin Sonu 

Lale Devri III. Ahmet tarafından gerçekleştirilen bu mimari, sanatsal ve sosyal harcamalarıyla oldukça büyük tepki topladı. Bu tepkinin merkezinde ise batılılaşmaya duyulan merak yer aldı. Klasik mimari ve sanat yönünün değişim göstermesi, kültürel olarak batıya kayma hem üst hem de alt tabakada büyük yankı uyandırdı. Devri sona erdiren aslı düşünce ise hayasızca harcanan varlıklar olmuştur. Ancak devrin kapanması geç dönem mimarisini sona erdirmemiştir. III. Ahmet tahttan indirilirken yerine getirilen I. Mahmut mimari gelişmelere devam etmiştir. 

 
  • Beğenenler
Cevapla
Cevaplar yükleniyor..