Mimar Sinan ve Osmanlı Mimarisindeki Yeri

Güncelleme: 14 Mart 2021 Kategori: Mimarlar ve hikayeleri
0 15 Mart 2021

Mimar Sinan hakkında günümüze gelen efsanelerin neler olduğu herkes açısından aşikardır. Bugün halk arasında Osmanlı döneminde inşa edilmiş hemen her mimari eser için Sinan imzası taşıdığı düşünülmektedir. Birçok insan Sinan’a ait olmayan birçok güzel yapının mimarı olarak onu göstermektedir. Bunun nedeni Mimar Sinan adının günümüze kadar ulaşan ünüdür elbette.

Öyle bir ün ki hemen herkes güzel olan ne varsa ona atfetmektedir.

Mimar Sinan Kimdir?

1588 yılında Kayseri’nin Agrianos köyünde dünyaya gelmiştir. Mimar Sinan veya Koca Mi’mâr Sinân Âğâ (Sinaneddin Yusuf – Abdulmennan oğlu Sinan) olarak anılan mimar aslen bir devşirme olarak tarihte yerini almaktadır. Devşirildiği geçmiş ermeni veya rum olarak tahmin edilmektedir ancak Sinan bununla ilgili olarak bir şey geride bırakmamıştır. Bilinen onun bir devşirme olarak önce yeniçerilere katıldığı ve ardından yıllar içerisinde Osmanlı İmparatorluğunun başmimarı mertebesine kadar yükseldiğidir. Osmanlı’nın en ihtişamlı dönemlerinde Kanuni Sultan Süleyman, Yavuz Sultan Selim ve III. Murat saltanatlarında hizmet vererek imparatorluğun altın çağına imzasını atmıştır. Mimar Sinan 93 cami inşa ederken 52 mescidi, 56 medreseyi 20 türbe ve17 imarethaneyi 3 darüşşifayı hayata geçirmiştir.

Bunun yanı sıra yüksek mühendislik ürünü olan 5 su yolu, 8 köprü, 20 kervansaray inşa ederek çok büyük katkılar sağlamıştır. Ayrıca sarayların da mimarı olan büyük usta 36 saray, 8 mahzen ve 48 de hamam inşa etmiştir. Toplamda 410 pürik mimari esere imza atmıştır. Bunlara ek olatak restore ettiği sayısız eser bulunmaktadır. İçlerinde en meşhuru büyük İstanbul depreminde hasar gören ve yıkılma tehlikesi geçiren Ayasofya kilisesi için yaptığı restorasyon gösterilebilir. Öyle ki yaptığı payandalar sayesinde bugün Ayasofya’nın asla yıkılamayacağı düşünülmektedir.

En Görkemli Eserleri

Mimar Sinan eserleri içerisinde çok sayıda görkemli örnek gösterilmektedir ancak en görkemlileri ve dönemlerini sıralayan eserleri arasında üç eser dikkat çekmektedir.

Çıraklık eseri: 1542- 1548 yılları arasında Kanuni tarafından bugün Şehzadebaşı olarak bilinen Fatih ilçesinde inşa ettirilmiştir. Bizzat Sinan tarafından çıraklık eserimdir diye anılan ve mimarisiyle ve figürleriyle göz dolduran cami, çıraklıktan çok ustalık isteyen meziyetleriyle oldukça dikkat çekicidir. Klasik İslam Sanatının en görkemli motiflerini içeren mimari yapıda her şey son derece detaylandırılmış ve günümüze kadar hiçbir tahribat görmeden gelmeyi başarmıştır.

Kalfalık eseri: 1551-1557 yılları arasında Kanuni Sultan Süleyman adına inşa edildiğinde Ayasofya ile yarıştırılan bir eser olarak gösterilmiştir. Mimar Sinan Süleymaniye Cami için kalfalık eseri olduğunu belirttiğinde yine bunun kalfalık değil tam manasıyla bir ustalık eseri olduğu bilinmekteydi. Cami oldukça büyük Süleymaniye külliyesinin bir bölümü olarak inşa edildi. O dönemler imparatorluğun en büyük ilim merkezi haline gelmişti. Ve bu dönemlerde saraya olan yakınlığı ile saray sınırları içinde gösterilmiş olmasına karşın Ayasofya’nın tam karşısındaki en hakim tepeye yerleştirilmiştir. Bugün dahi görkemini koruyan cami sayısız İstanbul depremi görmüş ancak tek bir aşınma belirtisi bile göstermemiştir.

Ustalık eseri: Mimar Sinan 86 yaşına geldiğinde belki de hayatının son günlerini yaşarken, bugün dünya mirası sayılan Selimiye Camii’ni inşa etti. 1568-1575 yılları arasında inşa edilen Selimiye camii tam anlamıyla ustalık eseri olarak görülmektedir. Üstelik yabancı kaynaklarca da bir harika olarak betimlenen Selimiye Camii için gökyüzünde inşa edildiği ve Sinan’ın yerleştirdiği gibi bir benzetme bile yapılmıştır.

 
  • Beğenenler
Cevapla
Cevaplar yükleniyor..