Osmanlı Mimarisinde Öne Çıkan Özellikler Nelerdir?

Güncelleme: 31 Temmuz 2020 Kategori: Yapılar ve hikayeleri
0 31 Temmuz 2020

Osmanlı mimarisi geçmişten günümüze kalan en önemli izler açısından oldukça önem taşımaktadır. Türk ve İslam anlayışının yansıması olan Osmanlı mimarisinde öne çıkan özellikler yapıların temel karakteristik özelliklerinin daha iyi anlaşılmasını sağlamaktadır.

Osmanlı Mimarisi Dönemleri Nedir?

Osmanlı mimarisi özellikleri değerlendirmesi için öncelikle üslup farklılıklarını ortaya çıkarmak için kendi içinde dönemlere ayrılmıştır. Dönemler genelde 3 ana döneme ya da daha detaylı olarak 6 döneme ayrılmaktadır. Her dönemin kendisine özgü bir özelliği bulunmakta ve Osmanlı mimarlık anlayışını yansıtmaktadır.

Erken Dönem Osmanlı Mimarisi Nedir?

Erken dönem Osmanlı mimarisi olarak adlandırılan dönem Osmanlıların ilk dönemlerinde inşa ettikleri yapılardaki özellikleri tarif etmek için kullanılmaktadır. Osmanlının kurulduğu tarihten 1500 yılına kadar geçen süreyi ifade eden dönemin en önemli yapısı 1437 yılında inşa edilmiş Üç Şerefeli Camii’dir. Dönem içinde yapılmış yapılarda dikkat çeken özellikler ise yapıların iç avluya sahip olmaları ve ana kubbe ögelerinin de ilk defa kullanılıyor olmasıdır. Bu dönemdeki yapılar ağırlıkta olarak İznik, Bursa ve Edirne’de yer almaktadır. İlk örnekler ise İznik’te görülmektedir. Fakat 1335’te başkent olan Bursa’da özellikle cami konusunda ilk örneklerin çoğuna rastlamak mümkündür. İstanbul’un alınışından sonra ise Bizans mimarisinin etkisi yapılarda görülmeye başlamaktadır. Klasik dönemde kullanılacak olacak ve ana mimari kavram olacak kubbe kullanımı Bizans mimarisinden alınmıştır.

Klasik Dönem Osmanlı Mimarisi Nedir?

Klasik dönem Osmanlı mimarisi 1500 yılından 1700’lü yıllara kadar uzanan ve devletin büyümesine paralel olarak ihtişamı göstermeye odaklanmış döneme verilen isimdir. Özel mülkiyet kavramı gelişmediği için bu dönemde de sivil mimari örneklerine rastlamak güçtür ve dini yapılar ile kamu binaları öne çıkmaktadır. Klasik dönem mimarları arasında yaygın olan görüş yüksek ve görkemli yapılar inşa edilmesiydi. Bu görüş, hem devletin hem de özellikle padişahın gücünü göstermek amacıyla kullanılıyordu. Temel alınan yapı ise 537 yılında inşa edilmiş Ayasofya’ydı. Ayasofya’da kullanılan büyük ana kubbeler, Osmanlı klasik dönem mimarisinin de şekillenmesine yardımcı olmuştur.

Dönemde yapılan camilerin neredeyse tamamı Ayasofya’yı temel alarak yapılmış camilerdir. Bu bakımdan anlayışın hakim olduğu camilerde ağırlıkta olarak kubbeli ve yan kubbeli örtüler, tavanı destekleyen filayak destek sistemleri kullanılmıştır. Malzeme olarak da küfeki taşı ve mermer sıklıkla tercih edilen malzemeler oldu. Dönemin en önemli mimarı ise şüphesiz Mimar Sinan’dır. Şehzade Camii, Süleymaniye Camii ve Selimiye Camii ile birlikte Sultanahmet Camii dönemin en çok bilinen yapıları arası yer almaktadır.

Geç Dönem Osmanlı Mimarisi Nedir?

Geç dönem Osmanlı mimarisi temel olarak Osmanlı’nın batı ile yakınlaşması ve batıdaki gelişmeleri takip etmesi sonucunda şekillenmiştir. Özellikle Fransa ile kurulan yakın ilişkiler kapsamında sivil mimari örnekleri de bu dönemde ortaya çıkmış ve Osmanlı’nın yıkılışına kadar bu mimari anlayış egemen olmuştur. Geç de olsa Avrupa’daki gotik ve barok dönemin özelliklerini yansıtan girift yapılar mimari yapılarda kullanılmaya başlanmıştır. Öyle ki cami mimarisinde dahi bu akımlardan yararlanılmıştır. Sarayların yapımında da yine Avrupa etkisi tamamen görülmektedir. 19’uncu yüzyılda ise kent kültürünün yavaş yavaş ortaya çıkması bakımından sivil mimari özellikleri yapılarda kendisini göstermektedir. Dolmabahçe Sarayı, Çırağan Sarayı, Ortaköy Camii, Aksaray Valide Camii, Laleli Camii gibi eserler bu dönemin önde gelen eserleri arasında yer almaktadır. Sivil mimari de ise İstanbul’da yapılan apartmanlar ve pasajlar yine Avrupai mimari ögeler etrafında şekillenmiştir. Osmanlı’nın yıkılışına doğru İzmir gibi büyük şehirlerde de önemli sivil mimari örnekleri ortaya çıkmıştır.

 
  • Beğenenler
Cevapla
Cevaplar yükleniyor..