Topkapı Sarayı

Güncelleme: 27 Eylül 2020 Kategori: Yapılar ve hikayeleri
0 27 Eylül 2020

Tarihe geçen saray kompleksleri içinde Topkapı Sarayı şüphesiz ayrı bir yere sahiptir. Çünkü dünya tarihinin kaderini belirleyen pek çok karar, zamanın en güçlü devletinin yöneticisi olan Osmanlı padişahları tarafından orada alınmıştır. Bu saray aynı zamanda yarattığı etkiye yakışan zarafettedir ve İstanbul’un siluetine çok uygun düşen incelikli çizgilere sahiptir. Günümüzde müze olarak ziyaret edilen saray akla hemen ünlü tarihçi ve yazar İlber Ortaylı ile onun sohbetlerini de getirmektedir. 

1460 yılında yapımına başlanıp 1478 yılında tamamlandığı söylenen bu yapı aslında eklenen bölümlerle birlikte sürekli büyütülen bir saraydır. Marmara Denizi, Haliç ve İstanbul Boğazı’nın arasındadır. Yaklaşık 700 bin metrekare alan üzerindedir.

Fatih Sultan Mehmet’ten Sultan Abdülmecit’e kadar geçen dönemde Osmanlı Hanedanının esas evi olmuştur. Sonraki dönemde idare merkezi olarak daha çok Dolmabahçe Sarayı kabul edildi. Topkapı Sarayı bugün sakladığı 300 binden fazla materyal ile birlikte dünyanın sayılı saray müzelerinden biridir ve Türkiye Cumhuriyeti Kültür Bakanlığı Milli Saraylar İdaresi’ne bağlıdır. 

Harem Ayrı Bir Dünyaydı

Bu akademik bilgilerin dışında Topkapı Sarayı’nın dünya kültüründe Topkapı Palace olarak ve özellikle harem bölümünün gizemiyle tanındığı hepimizin malumudur. Ortanyal akım etkisinde çekilen Hollywood filmleri, hepimizin izlediği Muhteşem Yüzyıl dizisi veya kadın sultanların entrikalı hayatlarını anlatan çok satan romanların ana mekanı her zaman harem oldu. 3 Nisan 1924 yılından beri müze olarak geçen Topkapı Sarayı’nın karanlık koridorlarında pek çok dram da yaşandı. Boğdurulan şehzadeler, Sarayburnu’ndan denize atılan gencecik cariyeler bu tarihinin kanlı sayfaları arasında anlatılır. Bunların yanında saray mutfağında pişenler, yapılan düğün ve sünnet törenleri, sultanların giydikleri ve bugün müzede sergilenen göz alıcı Kaşıkçı Elması da her zaman ilgi çeken konular oldu.

Topkapı Sarayı Mimarisi

Mimari açıdan bakıldığında sarayın aslında mütevazi yapılardan oluştuğu gözleniyor, inşası büyük harcamalara yol açmamış. Mimar Sinan bile saraya sadece bir bölüm eklemiş. Çarlık Rusya’sının büyük yazlık ve kışlık saraylarının veya İngiltere Kraliçesinin mekanı, katedral benzeri Buchingham Sarayı’nın yanında Topkapı çok daha alçakgönüllüdür.

Bu saray ihtişamını daha çok temsil ettiği güçten,  el emeği çinilerinden, tabiatla iç içe olan yerleşme planından ve boğaza nazır harika konumundan alır. Yaptırma emrini veren Fatih Sultan Mehmet dönemin mimarlarına “Sade olsun ama Konstantiniye’yi alan gücümüzü de yedi düvele göstersin” demiş olmalı. Yapımında adı geçen ve dönemsel olarak iz bırakan mimarlar arasında Alaüddin Davud Ağa, Acem Ali, Mimar Sinan, Sarkis Balyan gibi ustaların adı geçiyor.

Özellikle 1574 yılında yaşanan büyük yangından sonra Sultan II. Selim’in emriyle sarayın önemli bir bölümü Mimar Sinan tarafından adeta yeniden şekillendirilmiş. Topkapı Sarayı’nın çevresi 1400 metre uzunluğunda kara surları ve deniz tarafında eski Bizans surları ile çevrilmiş ki bu surları neredeyse bütün Tarkan ve Karaoğlan filmlerinde seyretmişizdir.

Sarayın Birun ve Enderun adıyla sınıflanan iki temel bölümden oluştuğunu ise işin ayrıntılarına meraklı olanlar için ekleyelim. Saray Aya İrini Kilisesi, çok sayıda cami, Bab-ı Humayun, Enderun Avlusu, Çifte Kasırlar, Cariyeler Yolu, Harem Dairesi, saray mutfakları, Kuşhane ve Harem Kapısı gibi çeşitli amaçlara hizmet eden pek çok bölümden oluşmuştur. Müze olmasından sonra sahip olduğu koleksiyon ise şüphesiz paha biçilmez vaziyettedir. Çünkü bu koleksiyonun içinde Hırka –i Şerif ve Kutsal Emanetler gibi dinsel açıdan özel anlam taşıyan eşyalar da vardır. 

 

 
  • Beğenenler
Cevapla
Cevaplar yükleniyor..